Adayı ziyaret eden herkes anlar ki, Bozcaada’nın kendine has davetkâr bir ruhu vardır. Adaya ulaşmak, yalnızca fiziksel bir yolculuk değil, aynı zamanda insanın iç dünyasında yeni bir keşfin kapılarını aralayan bir serüvendir. 

Başlangıçta amacımız, adada kısa bir süreliğine sosyo-kültürel bir araştırma yapmaktı. Ancak ada sakinleriyle kurduğumuz yakın bağlar bizi burada daha uzun kalmaya, adayı gerçekten anlamda deneyimlemeye davet etti. Adayı keşfetmek, sadece görerek değil, tüm duyularımızı bu sürece dahil ederek mümkün oldu. Böylece Bozcaada ile olan hikayemiz, bir karşılaşmadan öteye geçti, bir bağa dönüştü.

Hiçliğin ortasında, bir karavan bizim için başlangıç noktası oldu. Bu karavan, yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda fikirlerin filizlendiği, dostlukların kurulduğu, sanatçıların, akademisyenlerin ve performansçıların ağırlanıp yeni projelerin tasarlandığı bir üretim merkeziydi. O karavan, Bozcaada’nın dönüşümünde bir metafor haline geldi: en basit görünenin bile yaratıcı yaklaşımla bir hikaye anlatıcısına dönüşebileceğinin bir kanıtıydı.

Bu süreçte düzenlediğimiz ilk atölyelerden biri, “Bir Bağ Meselesi” adını taşıyordu. Doğayla, bağlarla, enerjinin ve tasarımın birleştiği bu deneyim, bize Bozcaada’nın potansiyelini bir kez daha hatırlattı. Solar Decathlon yarışmasında İTÜ ekibini ağırladığımız karavan, hem yenilenebilir enerji üzerine yaratıcı düşünceleri hem de disiplinlerarası iş birliğinin gücünü barındıran bir mikro model haline geldi. Doğanın en önemli öğretici olduğu bu buluşmalar, bizi hem adanın sorunlarına daha yakından bakmaya hem de bu sorunlara çözüm aramaya itti.

Zamanla adanın “sıfır noktası” olduğunu fark ettik. Her şeyin yeniden düşünülebileceği, yeniden inşa edilebileceği bir başlangıç noktasındaydık. 2023 yılında, Bozcaada’da sıfırdan başlamak için bir çağrı yaptık. “Yaratma Cesareti” adını verdiğimiz bu buluşma, sadece bir etkinlik değil, bir hareketin ilk adımıydı. Farklı disiplinlerin buluşmasında ada sakinlerinin yanı sıra birçok sanatçı arkadaşımız bu çağrıya karşılık verdi. Ay ışığında, Bozcaada’nın özel koylarından birinde Ayana koyunda 65 kişi bir araya gelerek birlikte adanın sorunlarını tartıştık, çözümler aradık ve daha güçlü bir geleceğin hayalini kurduk. Son olarak Ayazma koyunda kolektif bilinç atölyesi düzenledik ve sonucunda 18 bin taşla oluşturduğumuz bir arazi sanatı, bu hareketin sembolü oldu.

Adanın terk edilmiş bağları, yani “hayalet bağlar”, en dikkat çekici sorunlardan biriydi. Onları dinledik, hikayelerini duyduk ve bu hikayeleri sanatın diliyle ifade ettik. Sound of Vineyards gibi bir projeyle, bağların sesi olduk. Bu, yalnızca bir sanat projesi değil, aynı zamanda bir toplumsal bağ kurma yöntemiydi. Ada sakinleriyle birlikte çalışarak, hem onların sorunlarına ışık tuttuk hem de onların sesi olmayı başardık.

Bağların sesinin ardından 23 eylül ekinoksta başladığımız ve 17 ekim dolunayında son bulacak geniş çaplı ama içe dönük etkinliğimiz Zero Gathering’i ilan ettik. Dijitalden sanata, atölyelerden performanslara kadar dopdolu bir içerik sunduk. Re*Mind Sanat Araştırmaları, Techflora Dijital Deneyim, Bozcaada Arşiv Deneyi ve Gökyüzü Masası gibi etkinliklerle yaratıcı bir atmosfer oluşturduk. Çocuklar ve gençler için Legolarla Kodlama, Robotik Kodlama, İleri Dönüşüm Sanat Atölyesi gibi atölyeler düzenlerken, çevresel farkındalık yaratmayı amaçladığımız kıyı temizleme ve plastik poşet toplama etkinlikleri ile Bozcaada’nın geleceğine dokunduk.

Sanatçılarla Paylaşılan Araştırma Metni:

Tenedos, Leukophrys, Caldyna, Bohçaada ve Bozcaada, Herodot’un “insan uzun ömürlü olsun diye yaratılmış” dediği bir ada. Buluntulara göre M.Ö. 3000 yılına uzanan geçmişi ile hem Troya bölgesine ait olmanın tarihi mirasını taşımakta hem de eskiden beri insanların huzur ve yaratıcılık arayışına cevap vermektedir. Coğrafyası gereği, ufkun geniş gözlemlenmesi, gökyüzüne yakın hissettirerek düşünmek için sakin bir atmosfer yaratır. Ayrıca hem su altında hem karada biyoçeşitlilik içeren bir faunaya ve floraya sahip olması, her gözlemcinin farklı veriler toplamasına yardımcı olur. Antik Yunan’da önemli bir geçiş ve bekleme alanı (liman) olarak kullanılması, Kleostratos’un koç ve yay takım yıldızlarını keşfetmesi, Thales gibi filozofların düşünmeye ve yazmaya gelmesi, Piri Reis ve Evliya Çelebi’nin gözlemlerini kaydetmesi gibi olgular, burayı kendiliğinden oluşan bir yaratım merkezine çevirmiştir. İzole yapısıyla ada, hem doğanın hem de insanın yaratıcılığını besleyen bir ortam sunar.

Bu proje, Bozcaada’nın geçmişine ve geleceğine odaklanan sanat araştırmalarını, yerindelik1 ve transthinking2 kavramları çerçevesinde yeniden ele almayı amaçlamaktadır. Projeye dahil olan misafir sanatçılar, Bozcaada’ya gelerek adanın doğal ve kültürel dokusunu keşfederken, ev sahibi sanatçılar ise adaya dair bilgileri ve yerel halkla olan bağları sayesinde bu sürece katkıda bulunurlar. Sanatçılar, adaya geldiklerinde yerel halkla, doğal ve kültürel dokuyla etkileşime girerek, kendi pratikleri doğrultusunda araştırmalar yaparlar. Bu süreçte, sanatçılar yalnızca eser üretmekten öte, Bozcaada’nın dinamiklerini deneyimleyerek gözlemlerini sanatsal bir ifade ile aktarmaya çalışırlar. Bu deneyim alanı, sanatçılara adayı sanatsal pratikleri ve araştırma süreçleri aracılığıyla keşfetme fırsatı sunar, onları yeni olasılıkları ve bakış açılarını araştırmaya davet eder.

Bozcaada’nın geçmişine ve geleceğine odaklanan sanat araştırmalarını, yerindelik ve transthinking kavramları çerçevesinde yeniden ele almayı amaçlamaktadır.

RE*mind teması, hatırlama ve yeniden düşünme süreçlerine odaklanan bir kavram olarak sanat araştırmalarının merkezindedir. Etimolojik olarak, “remind” kelimesi “yeniden hatırlatmak” veya “zihinde canlandırmak” anlamını taşır. Kavramsal olarak ise REmind, geçmişin hatırlanmasının yanı sıra, coğrafyanın kendiliğinden belirmesi, anıların canlanması ve geçmişin unsurlarının bugünün bağlamında yeniden değerlendirilmesini ifade eder. Bu tema, Bozcaada’nın tarihini, kültürel mirasını ve doğal dokusunu sanatçılara ve izleyicilere hatırlatarak, bu unsurların sanatsal ifadelerle yeniden canlanmasını sağlar. REmind, hafızanın gücünü ve coğrafyanın izlerini keşfetme’yi amaçlarken, geleceğe dair yeni perspektifler sunar.

Zero Movement’ın sanat araştırmaları, adanın mevcut durumu ve potansiyelini keşfetmeyi, bu keşifleri sanatsal ifade yöntemleri ile aktarmayı hedefler. Bu buluşmalar yerindelik kavramını odağına alarak sanatçılar ve izleyiciler için özgün deneyimler tasarlar. Proje süreci farklı disiplinleri transthinking yöntemi ile bir araya getirerek alternatif ve olağan yaklaşımların köprüsü olmayı, bununla birlikte yeni anlayışları desteklemeyi amaçlar. Misafir sanatçılar, ağustos ve eylül ayında Bozcaadayı deneyimleyerek, 21 Eylül- 7 Ekim arasında Bozcaada’da sanat araştırmalarının çıktılarını sunacaklardır.